Dış ticaret açığı bu yılın ilk çeyreğinde 61 milyar dolara yükselerek son 13 ayın en yüksek seviyesine çıkan ABD düşük faiz ve zayıf dolar arasında petrol fiyatlarıyla çıkış arıyor. ABD ayrıca daha fazla petrol için denizlerde arama çalışmalarına başlıyor. Rakip ülkeler ise farklı metotlarla ABD politikalarını boşa çıkarma projeleri üretiyor.
Bu arada ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Japonya ve Rusya'nın oluşturduğu G-8 grubu yarın Japonya’da ABD doları ve Japon yenindeki zayıflığı ele alacak, petrol fiyatlarını sorgulayacak. Japonya'da, 7-8 Temmuz'da gerçekleştirilecek G-8 Liderler Zirvesi'nde, yüksel petrol fiyatlarının nedeni olarak görülen dolardaki gerileme ile birlikte gıda ve yakıt fiyatlarındaki hızlı yükseliş konularının da ele alınacağı vurgulanıyor.
AS Haber Ajansı’nın (asha) derlediği haber analize göre, ABD’nin cari açığı, Japonya’nın cari fazla baskısı altında ekonomik kriz yaşayan dünyada, cari denge savaşları amansızca devam ediyor. 2007 yılı sonu itibariyle cari açığı 793 milyar dolar olan ABD’ye karşılık cari fazla veren Japonya, Almanya, Çin, Suudi Arabistan hatta gelişmekte olan Brezilya, Arjantin dünyaya ciddi sıkıntılar yaşatıyor. Son hesaplamalara göre Çin’in cari fazlası 250 milyar dolar, Japonya’nın 192 milyar dolar seviyesinde bulunuyor.
“Kendinden başkasını düşünmüyor”
Kendi parasının değerini düşürüp ekonomisini düzeltme düşüncesindeki bir ülkenin diğer komşu ülkenin fakirleşmesi yönünde bir politika ürettiğine dikkat edilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, ABD’nin ihracat rakamlarını düşürmeden cari açığını kapatmak için her yolu denediğini, bu yollardan birinin de petrol fiyatlarının yukarı yönlü speküle edilmesi olduğunu bildiriyorlar. Dünyadaki petrol üretiminin yüzde 25’ini tüketen ABD’nin fiyatların yükselmesiyle petrol faturasının arttığını, bu durumun da cari açığı tetikler gibi düşünüldüğüne vurgu yapan uzmanlar, “ABD finans oyunlarında düşük faiz ve zayıf dolar sebebiyle dünyadaki gezen sermaye noktasında zayıf kalıyor. ABD’nin tek yapacağı şey başta Irak olmak üzere diğer OPEC ülkelerine sert çıkarak hakimiyeti altında bulundurduğu petrolün arzını arttırmak ve artan üretim paralelinde petrol spekülatörlerini devreye sokarak fiyatları yükseltme ve buradan ciddi gelir elde etme yoluna gitmektedir. Kendinden başkasını da düşünmüyor” yorumunu getiriyorlar. ABD’nin petrol ihtiyacının her yıl yüzde 1.6 oranında büyüdüğünü bugün 75 milyar dolar petrol faturası ödeyen ABD’nin 2030 yılında 150 milyar dolarlık bir bedelle karşılaşacağını hatırlatan uzmanlar, “ABD hem kendi harcayacağı petrol için tedbir alıyor hem de fiyatların artmasıyla fazla stoklarını satarak cari açığını kapama savaşı veriyor” açıklamasını yapıyorlar.
“ABD dünya petrolünü içmiyor, satıyor”
Uluslararası piyasalarda petrol fiyatları 146 dolarla yeni bir rekor kırarken petrolün varilinin 250 dolar olacağı yolunda spekülasyonlar bütün dünya ekonomilerinin canını sıkıyor. Madrid’deki Dünya Petrol Kongresi’nde konuşan OPEC Genel Sekreteri Abdullah El Bedri, “ABD’nin zayıf dolar politikası, mortgage krizi ve diğer entrümanlarla bizleri taciz etmeyi bıraksın. Tüketimden fazla üretim yapıyoruz. Tek sorun ABD borsalarında yapılan petrol kontratlarının yüzde 70’inin spekülatörlerin elinde bulunması” diyor.
Venezuela Devlet Başkanı Hugo Chavez ise, "Ancak gerçek suçlu petrole susamış ABD'dir. Rezervlerin azalması, değeri düşük ABD doları, Irak'taki çatışmalar ve ABD'nin İran'a yönelik tehdidi de fiyatları artırıyor. Onlar bizi suçlamak istiyorlar: Araplar ve Venezuela. Suçlu biz değiliz. Irak'tan askerlerini çek ve petrol fiyatları nasıl düşecek göreceksin. İran ve Venezuela'ya tehditlerini durdur, fiyatların düşmeye meyilli olacağını göreceksin" ifadelerini kullanıyor.
Uzmanlar da ABD’nin petrolü içmediğini, hakimiyet kurduğu dünyanın her yerinde pazarlayarak sattığını ifade ediyor. Uzmanlar ayrıca biyoyakıt kullanımının petrol fiyatlarını aşağı çekmediği gibi gıda fiyatlarında da ciddi yükselişlere sebep olduğunu hatırlatıyorlar.
“Rakiplerin silahı carry trade”
Diğer yandan ABD dışındaki gelişmiş ve sanayileşmiş ülkelerin en büyük korkusunun dolardaki değer düşüşünün kontrolden çıkması ve bunun sonucunda kendi ihracatlarının büyük bir darbe yiyerek ekonomik büyümelerini engellemesi olduğuna işaret eden uzmanlar asha’ya verdiği bilgide, “ABD’nin rakibi durumundaki Japonya cari fazla vererek bugün 900 milyar dolar döviz rezervine ulaştı ve bu yöntemle ekonomisini ayakta tutmaya başarıyor. İzlediği yol para birimi yeni 1970 yılından bu yana en düşük değerde tutması. Düşük yen sebebiyle ihracat artıyor, ithalatta da gerilemeler söz konusu oluyor. Japonya Merkez Bankası (BOJ) faizleri de çok düşük seviyede tutuyor. Japonya bu durumda uluslar arası sıcak para hareketinin doğuracağı risklere karşı oluşturulan sigorta fonları (hedge funds) kullanıyor. Oluşan likit kaynaklar carry trade şeklinde Türkiye gibi yüksek faizlerin bulunduğu ülkelere yönlendirilerek ekonomi ayakta tutuyor. Cari fazlada kolaycılığı seçen ve yıllık 200 milyar dolar carry trade yoluyla dünyaya sermaye dağıtan Japonya’ya karşı yenin zayıflığı noktasında dünyada tepkiler büyümektedir. Dolayısıyla ABD ekonomisini yürütmede petrol fiyatları silahını kullanırken Japonya ise carry trade yolunu seçiyor. Bu durum ise dünya ekonomisinde dengesizlikleri beraberinde getiriyor” diyorlar.
“Dünya ucuz paraya doydu mu?”
Çin ve Hindistan gibi ucuz emek sahibi ülkelerin dünya üretimine büyük oktanlı katılımları ve bunun karşılığında diğer ülkelerin para basma yoluna gitmeleri sebebiyle faiz ve enflasyonun sadece küçük oranlarda yükseldiğini dile getiren uzmanlar, “Ancak gözlemler artık dünyanın ucuz paraya doyduğu yönünde. Bu yüzden uluslar arası kısa dönemli sermaye hareketleri azalacak ve faizler yükselecek. Bu da enflasyonu beraberinde getirecektir. Speküle edilen petrol fiyatları da işe katıldığında eğer toplam talep sürekli artan toplam arza yetişemezse, toplam talep yetersizliği ortaya çıkacaktır. Bu ise durgunluk ve işsizliklerin nedenidir. Nitekim, küreselleşme olgusuyla 2006 yılından bu yana ortaya çıkan dünya ekonomisi finansal fon arzına doydu düşüncesiyle, dünya toplam talebi, toplam arzın artışına yetişemiyor. Merkez bankaları da enflasyon olur endişesiyle sıkı para politikaları uyguladılar. Sonuçta bugünkü kriz ortamına gelindi” değerlendirmesinde bulunuyorlar.
Uzmanlar dünyanın ekonomik krizden çıkması için başta gelişmiş ülkeler olmak üzere; dünya kaynaklarının insanlığa eşit olarak dağıtılması, aşırı tüketimden kaçınılması, çevre felaketlerine yolaçacak girişimlerin terkedilmesi ve özellikle manipülasyona varan speküleden uzak durulması gereğini dile getirdiler.
(ASHA)
Petrol fiyatları hangi ülkeye yaradı
AA - Dünya petrol fiyatları rekor kırmaya devam ediyor. Türkiye gibi petrolde dışa bağlı ülkeler ekonomik sıkıntı çekmeye başlarken bu ülkede durum tam tersi. Venezuela devlet petrol şirketi, petrol fiyatlarının yükselmesine paralel olarak bu yıl ilk çeyrekte karını yüzde 80 artırdı.
Devlet petrol şirketi "Petroleos de Venezuela SA" (PDVSA) yaptığı açıklamada, 31 Martta sona eren ilk çeyrekte karını geçen yıl aynı döneme göre yüzde 80 artırarak 3,5 milyar dolara çıkardığını bildirdi. Geçen yıl aynı dönemde şirketin karı 1,9 milyar dolardı.
Şirketin ihracat gelirlerinin yüzde 53 artarak 30,7 milyar dolara ulaştığı, Venezuela ham petrolünün varilinin ilk çeyrekte geçen yıl aynı döneme göre yüzde 81 artışla ortalama 88 dolar olduğu belirtildi.
PDVSA’nın, 5 milyar dolara ulaşan işletme maliyetleri dahil harcamalarının yüzde 38 yükselişle 24,3 milyar dolara çıktığı, petrol ve doğal gaz araştırmalarına yatırım, üretim ve diğer giderlerinin ilk çeyrekte yüzde 46 artarak 1,7 milyar dolar olduğu kaydedildi.
PDVSA Başkan Yardımcısı Luis Vierma, şirketin günlük üretimini bu yılın sonuna kadar 3,4 milyon varile çıkarmak amacıyla üretimini desteklemek için bu yıl 15 milyar dolar yatırım yapmayı planladığını söyledi.
PDVSA’nın günlük 3,2 milyon varil petrol ürettiğini belirtmesine rağmen, Paris merkezli Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, bu ülke günlük 2,4 milyon varil petrol üretiyor.
Venezuela devlet petrol şirketinin, ilk çeyrekte sosyal harcamalara 2,7 milyar dolar aktardığı, bu paranın yarıdan fazlasının altyapı ve diğer projeleri finanse eden Kalkınma Bankasına, kalanının ise sağlık sistemi, okuryazarlık ve diğer programlara tahsis edildiği bildirildi.
haber7
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |