Ciner Operasyonu ve Hükümetin Bir Taşla Vurduğu Altı Kuş!
Önceki yazıda Genç Parti’nin reklamlarına ATV tarafından konan sansürü yazarken, Ciner’in “Hükümetle her zamankinden daha fazla iyi ilişkiler içinde olması gerektiği bir dönemden geçtiğini” belirtmiştik.
Aradan çok geçmedi, öğrendik ki bu süreçte Dinç Bilgin’in attığı kazıkla birlikte TMSF’nin kılıcı da, Ciner’in başının üstünde sallanıyormuş. O zaman, yazdıklarımız daha bir anlam kazandı ve yerine oturdu.
Bu, sadece bir boyut. Gelelim hükümetin Ciner Grubu operasyonuna.
Sondan başlayalım: Hükümet, Ciner operasyonu ile bir taşla birçok kuşu aynı anda vurmayı başardı.
Şöyle ki;
Bir; Malum, iktidara gelir gelmez TMSF eliyle Uzan Grubu’na karşı uygulanan politika, Hükümetin elini bir yandan güçlendirirken (Bu, bir güç gösterisiydi ve Ecevit hükümetinin güçsüzlüğünden sonra “güçlü bir hükümet” Ak Parti için çifte kavrulmuş bir artı puandı…) bir yandan da zayıflatmıştı. Çünkü aradan zaman geçmiş, hukuk adına başlatıldığı söylenilen bu operasyonun Uzan’ın üst üste kazandığı davalarla nasıl bir hukuksuzluk olduğu gözler önüne serilmiş, bu hukuksuzluk, Ak Parti’nin hanesine eksi olarak yazılırken Uzanların kazandığı her dava Genç Parti hanesine artı olarak yazılmaya başlamıştı. Ve Hükümet, Ciner operasyonu ile “Derdimiz Uzan’ın muhalefeti değildi. Bakın, Ciner Grubu’nu da affetmedik” mesajı vererek, hukuk adına kaybettiği mevziiyi tekrar kazanmak için seçim öncesi hamlesini yaptı.
İki; Uzan Grubu operasyonu kamuoyunda ve özellikle Ak Parti tabanında “Sonraki adım Doğan Grubu olacak” beklentisini doğurdu. Ama ne özellikle Doğan Grubu’nun yayınlarından ciddi şekilde incinen muhafazakar kesimin beklentisi, ne Başbakan’ın efelenip Doğan Grubu’nu kastederek “Göstereceğim gününüzü” kıvamındaki “Açıklarım ha” blöfünün beklentiyi yükseltmesi, ne de Doğan Grubu’nun her gün yenisi ortaya çıkan yolsuzluğu bu adımı atmaya yetmedi ve “gücüne saygı duyulan hükümet” büyük bir yara aldı. Ve Hükümet bu operasyonla “teselli” kıvamında da olsa “Bakın, hala güçlüyüm” mesajını vermeye çalıştı.
Üç; Ne kadar eleştirsek de, Doğan Grubu’nun sahip olduğu medya gücü ile kamuoyu oluşturma becerisi ortada. Meşruiyet tartışmalarının zirveye çıktığı bu dönemde, Doğan Grubu’nun en büyük rakibi ve düşmanı olan grubu safdışı bırakarak Hükümet; “Karşılık olarak gücünüzü meşruiyetim için istiyorum” mesajını verdi.
Dört; Yine bu mesajdan hareketle, Doğan Grubu’nun kulağı çekildi. (Gözcü gazetesi baskı tesislerindeki yoğunluktan kapatılmıştı değil mi? Unutmuşum!)
Beş; Uzan Grubu’na yapılan haksızlık vicdanları kanatıp Genç Parti yükseldikçe, bu kanamayı telafi etmek için Medya Grup Başkanı olarak GP Genel Başkan Yardımcılığı ve aynı partinin Milletvekili adaylığında da bulunan Yavuz Onursal atandı ve el altından, “Uzanların yayın organlarını aldık ama bakın kimi getirdik. Anlayın…” mesajı gönderildi.
Ve son; Her ne kadar Onursal’ın Genç Parti ile ilişkisi artık geride kalmış ve şimdi sadece TMSF’nin atadığı bir yönetici pozisyonunda olsa da, en azından satış gerçekleşene kadar Sabah Grubu’nda Genç Parti’ye yönelik olumsuz haberler görülmeyeceği açık. Bu da Genç Parti’nin hızla yükselen oylarına olumlu bir katkı yapacak ve Ak Parti’nin arayıp da bulamadığı “MHP’nin hanesinden çalınacak” oylar anlamına gelecek.
Ha, diyebilirsiniz ki operasyonu Hükümet değil bağımsız ve özerk bir kuruluş olan TMSF yürüttü. Eğer TMSF’nin bağımsızlığına inanıyorsanız, Doğan Grubu’nun Gözcü’yü “Baskı tesislerindeki yoğunluk” yüzünden kapattığına da inanıyorsunuz demektir.
Yani bu kadar safsanız, tek bir şey önerebilirim artık; Boşverin bu yazıyı ve siz en iyisi o aptal kutusunu açıp yarışmaları, dizileri falan izleyin… Kervan nasıl olsa yürüyor, sayenizde!
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...