Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'nin, zengin tarihinden, köklü diplomasi geleneğinden ve uluslararası alandaki saygın konumundan güç alarak Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nde iki yıl sürecek olan görevini layıkıyla yerine getireceğine olan güveninin tam olduğunu bildirdi.
Gül, BM'nin 63. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayınladığı mesajda, Türkiye'nin, 2009-2010 dönemi için BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesinin bu yılki kutlamaları Türkiye açısından daha da anlamlı kıldığını ifade etti.
Kuruluş temelinde ''uluslararası barış ve güvenliğin korunması'' gibi yüksek bir ülkü yer alan BM'nin, tüm devletlerin fikirlerini ve sorunlarını dile getirebildikleri, seslerini duyurabildikleri ve çözüm önerilerini gündeme taşıyabildikleri yegane evrensel oluşum niteliğini taşıdığını belirten Gül, ''Türkiye bakımından BM Yasası'nın, insanlığın ortak özlemlerini ve vicdanını temsil ettiğini'' kaydetti.
Gül, günümüzün artan, değişen ve farklı boyutlar kazanan küresel sorunlarına kalıcı ve tüm insanlığın yararına çözümler getirebilmenin temel koşulunun, uluslararası alanda etkin ve verimli bir işbirliğinin sağlanması olduğuna işaret ederek, mesajında şunları ifade etti:
''Dünyamızın çeşitli bölgelerinde süren sıcak çatışmalar, hain amaçlarını gerçekleştirmek için insanlık dışı her türlü yola başvurmaktan çekinmeyen terörizm, açlık, yoksulluk, salgın hastalıklar, olumsuz sonuçlarını daha da fazla hissetmeye başladığımız küresel çevre sorunları, insan kaçakçılığı ve ticareti, yasa dışı göç gibi tehditler uluslararası işbirliğinin ana platformu olan BM'nin önemini daha da artırmaktadır.
BM Yasası'nda yer alan ilke ve hedeflere uygun olarak uluslararası meşruiyeti, sorunların barışçı yollarla çözümünü, diyaloğu ve işbirliğini dış siyasetinin temel unsurları olarak benimseyen Türkiye Cumhuriyeti, izlediği yapıcı, sorumlu ve duyarlı politika ile tüm dünyanın saygısını ve takdirini kazanmıştır. Esasen, BM Güvenlik Konseyi üyeliğimize verilen yüksek orandaki destek de bu saygı ve takdirin, Devletimize duyulan güvenin bir göstergesidir.
Türkiye'nin, zengin tarihinden, köklü diplomasi geleneğinden ve uluslararası alandaki saygın konumundan güç alarak BM Güvenlik Konseyi'nde iki yıl sürecek olan görevini layıkıyla yerine getireceğine olan güvenim tamdır.
Türkiye, bu dönemde, BM Reformuna verdiği desteği, dünyanın çeşitli bölgelerindeki sorunların çözümü yolunda oynadığı kolaylaştırıcı rolü, farklı kültürler ve dinler arasında diyalog tesis edilmesi ve kalkınma hedeflerine ulaşılması doğrultusundaki gayretlerini sürdürerek, Güvenlik Konseyi'nin çalışmalarına artı değer katacaktır.
Ülkemiz aynı anlayışla, demokrasi, insan hakları, saydamlık, kadın-erkek eşitliği gibi ortak değerlerimizin güçlendirilmesi ve yaygınlaştırılmasına; ırkçılık, hoşgörüsüzlük, yabancı düşmanlığı ile her türlü etnik-dini ayrımcılık ve aşırılıkla mücadele edilmesine yönelik girişim ve çabalarını da büyük bir özen ve kararlıkla takip edecektir.
Bu düşüncelerle, BM Örgütü'nün çalışmalarının dünyamıza barış, huzur ve refah getirmesi dileğiyle 24 Ekim BM Günü'nü en içten duygularımla kutluyorum.''