Anayasa Mahkemesi’nin, AKP hakkındaki kapatma davasındaki, “Laiklik karşıtlığı odağı olmuştur, ancak odaklık yeterince ağır değil kapatılmasın, hazine yardımından mahrum bırakılsın” kararının gerekçesini dün tamamlayarak Başbakanlığa gönderdi. Kararda, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın İspanya’da türban için söylediği “Velev ki siyasi simge” sözleri “laiklik karşıtı odak olma” gerekçesi sayılırken, AKP’nin AB politikaları, kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı anayasal hakka dönüştürmesi, özellikle türban yasağının kaldırılmasına yönelik anayasa değişikliğinin iptalinden sonra iktidar gücünü bu konuda eylem yapılması yönünde kullanmaması, partinin kapatılmamasına gerekçe oldu.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın 14 Mart 2008’de ‘laiklik karşıtı eylemlerin odağı olmakla’ suçlayarak açtığı AKP hakkındaki kapatma davasını 30 Temmuz 2008’de sonuçlandırmıştı. Başkan Haşim Kılıç, mahkemenin 10 üyesinin AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu noktasında birleştiğini, ancak sadece 6 üyenin kapatma yönünde oy kullandığını, kendisinin de odak olma iddiasını kabul etmediğini söylemişti. Bu nedenle 6’ya karşı 5 oyla AKP’nin kapatılması talebi reddedilmiş, AKP’ye ‘hazine yardımından mahrumiyet’ cezası verilmişti.
Anayasa Mahkemesi, türbanla ilgili anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin gerekçeli kararından sonra AKP hakkındaki kapatma davasıyla ilgili gerekçeli kararını da tamamladı. Mahkeme üyeleri, iddianame metni ve karşı oylarla birlikte 772 sayfayı bulan gerekçeyi dün 12.00’de Resmi Gazete’de yayımlanmak üzere Başbakanlığa gönderdi. Basının ısrarlı talebine karşın hem mahkeme, hem de Başbakanlık gerekçeli kararı Resmi Gazete basılmadan önce dağıtmayı reddetti.
‘Odak olmuştur’
Ana gerekçe “Odak olmuştur ama odaklık yeterince ağır değil, hazine yardımından mahrumiyet cezası verilsin” görüşünü savunan üyeler Sacit Adalı, Ahmet Akyalçın, Serdar Özgüldür ve Ferruh Kaleli tarafından yazıldı. Üyeler Osman Paksüt, Fulya Kantarcıoğlu, Mehmet Erten, Necmi Özder, Şevket Apalak ve Zehra Ayla Pektaş ise dört üyenin ‘odak olmuştur’ görüşüne katılmakla beraber, “Odaklık kriteri yeterli derecededir, kapatılmalıdır” görüşünü savundukları karşı oy yazıları yazdılar. AKP’nin odak olduğu kararını reddeden Başkan Haşim Kılıç ise ayrı bir muhalefet şerhi kaleme aldı.
750 sayfalık gerekçe
750 sayfayı bulan gerekçeli kararın giriş bölümünde başsavcının iddianamesine yer verildikten sonra Anayasa Mahkemesi üyelerinin ne yönde ve nasıl oy kullandıklarına ilişkin tek tek açıklamaları yer aldı. Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç’ın dışında “AKP, laiklik karşıtı eylemlerin odağıdır” diyen Mahkeme Başkanvekili Osman Paksüt ve diğer 9 üyenin bu konudaki görüşleri gerekçenin ana eksenini oluştururken, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın türban ile ilgili anayasa değişikliği yapılmadan önce konu tartışılırken kullandığı “Velev ki siyasi simgedir” sözü odak olma gerekçesi sayıldı. Aynı şekilde eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın laikliğin yeniden tanımlanması gerektiğine dair sözleri de partinin laiklik karşıtlığı odağı olma kanıtı olarak gösterildi. 10 üye, Cüneyt Zapsu’nun ‘Türbanını çıkar demek, donunu çıkar demekle aynı’ sözünü de AKP’nin laiklik karşıtlığının odağı haline geldiği iddiasına gerekçe olarak gösterdiler.
Türkiye’nin partisi
Anayasa Mahkemesi’nin kararında, AKP’nin türban, Kuran kursları, imam hatiplerle ilgili siyasal mücadelesini laiklik ilkesine uygun biçimde yürütmediğini belirten üyeler, toplumda gerginliğe yol açacak biçimde bu konuları siyasetin temel sorunu haline dönüştürdüğünü savundu. AKP’nin dinsel konulardaki duyarlılıkları siyasal çıkar amacıyla araçsallaştırdığı belirtilen kararda, farklı problemlerin siyasetin gündemine gelmesini güçleştirdiği ifade edildi. Kararda, tek başına iktidar olan partinin sadece kendi siyasal tabanına karşı değil, tüm ülkeye karşı sorumlu olduğu, tüm ülkeye karşı anayasal ilkeleri uygulaması gerektiği vurgulandı.
AB ve kadınlar
AKP’nin odak olduğuna görüş bildiren üyeler, karşı oy gerekçelerinde, AKP’nin iktidar partisi olması nedeniyle rejim değişikliğine yol açabilecek bir takım girişimlerin söz konusu olduğunu savundular. Üyeler, “Partinin iktidar olması nedeniyle şiddet kullanılması gerekmemektedir” dediler. AKP’nin AB politikaları, kadınlara yönelik pozitif ayrımcılığı anayasal hakka dönüştürmesi partinin kapatılmamasına gerekçe oldu.
Şiddete yöneltmedi Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararda, bu eylemlerin AKP’nin iktidar gücünün çağdaş batılı demokrasiler standartına kavuşturulması yönünde kullandığına dikkat çekilerek, türban serbestisini sağlayan Anayasa değişikliğinin mahkemeye geldiği ve iptal edildiği hatırlatılatıldı.
Kararın gerekçesinde Anayasa Mahkemesi’nin verdiği bu karardan sonra, AKP’nin seçmen kitlesini hareketlerine teşvik etmemesinin de anayasal düzeni şiddet ve hoşgörüsüzlükle yıkmaya çalıştığına yönelik kullanmadığını gösterdiği ifade edildi. (Radikal)?
Demokratik açılım örnekleri... Laikliğe aykırı faaliyetlerin odağı haline gelen AKP’nin kapatma yerine, hazine yardımından yoksun bırakma yaptırımı ile cezalandırılmasının nedenleri ise şu eylemlere bağlandı:
• Halkın büyük bölümünün 22 Temmuz seçiminde, iktidara gelen partinin eylemlerini meşru olarak nitelemesi.
• AB’ye giriş çabasının, hukuksal ve siyasal reformların sürdürülmesi.
• İdam cezasının kaldırılması.
• Uluslararası sözleşmelerin anayasa ve yasalardan üstün olduğunun tanınması.
• Kadına yönelik pozitif ayrımcılığın anayasal ilke olarak kabul edilmesi.
• Cumhurbaşkanının doğrudan halk tarafından seçilmesinin sağlanması.
• AİHM kararlarının yeniden yargılama nedeni sayılması.
• BM Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi başta olmak üzere uluslararası hak ve özgürlüklerin iç hukuka aktarılması.
• Gayrımüslim azınlıkların statülerinde iyileştirme sağlayan yasaların kabulü.
AKP’yi odak yapan sözler
AKP’yi Kapatma davasında Başsavcı’nın delil saydığı ve mahkeme üyelerinin laiklik odağı olmanın göstergesi saydığı eylem ve söylemlerden bazıları şöyle:
• Başbakan Tayyip Erdoğan’ın türban konusundaki “Velev ki siyasi simge olsun, yasaklanabilir mi” ve “Mahkemelerin söz söyleme hakkı yoktur. Ulemaya sormak lazım” sözleri.
• Eski TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın, “Kapatılmamak için iktidara giderken bir takoza ayağınız takılıp da düşmemek için yalan söylemeye, samimiyetsiz davranmaya, takiyye yapmaya mecbursunuz” ve “Sivil, dindar, demokrat cumhurbaşkanı seçilmeli” sözleri.
• Milletvekili Egemen Bağış’ın “Türban, kamusal alan ve üniversitelerin dışında Meclis’te de geçerli olmalıdır” sözü
• Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Dışişleri Bakanı olduğu dönemdeki Fethullah Gülen’in okularının dikkate alınması yönündeki yazısı.
• Cüneyt Zapsu’nun “Türbanını çıkar demek, sokaktaki bir kadına donunu çıkar demekten farksızdır” açıklaması.
Radikal
Yorumcuların dikkatine… • İmlası çok bozuk, • Büyük harfle yazılan, • Habere değil yorumculara yönelik, • Diğer kişilere hakaret niteliği taşıyan, • Argo, küfür ve ırkçı ifadeler içeren, • Bir iki kelimelik, konuyu zenginleştirmeyen, yorumlar KESİNLİKLE YAYIMLANMAYACAKTIR. |
Bunlar da ilginizi çekebilir...